12/5/2008 - ŞEHİD AHMED YASİN'İN DUASI

ŞEHİD AHMED YASİN'İN DUASI "Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikâyet ediyorum!" Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! "Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum! Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah! Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim! Ben ki saçları ağarmış, ömrümün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim! Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır! Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler! Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak? Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken! Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye; "Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü'min kullarına yardım et!" diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor? Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak: "BİZLER İLERİ ATILDIK VE KAZANDIK" Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız! Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın! Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın! Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları! "Allah'ım! Sana şikâyette bulunuyorum... Sana şikâyette bulunuyorum... Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum. Sen mustazafların Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin... Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı? Allah'ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına Sana şikâyette bulunuyorum. Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı... Birliğimiz bozuldu... Yollarımız ayrıldı... Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz..."-
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/5/2008 - Şehid Komutan Hattab’ın oğluna Mektubu (Vasiyeti)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Salih, kutsal bir mücadele olan Çeçenistan’dan, benim sana olan tavsiyem bu dur.
İslam tarihi sayfalarında sadece Allah yolunda verdikleri sözleri tutanları şerefle kayıd edilmiştir. Onlar ise sözlerinde durarak söyledikleri gibi, savaşın olduğu yere gidenlerdir. İnan bana oğlum, para inananları inaçlarından alıkoydu. İnananlar batılaştılar ve onların maaşlara tapıyorlar. Ancak, Allahın verdiği daha hayırlı dır.
Ve bu yanlış davranıştan dolayı insanlar sanki hayvanlaşmışlar. Yani, onlar sabah kahvaltıya kalkarlar, sonra işe giderler, sonra oğle yemeğe giderier, sonra eve giderler ve sonunda yatarlar. Ve onların hayatlarında başka bir amaç ve hedefi yoktur.
İnan bana Salih, onların amaci kendilerini zenginleştirmek ve о yolda ilerlerken problemlerden kendilerini sigorta etmek. Ancak, problemler hiçbir zaman bitmez. Evde, karısıyla, çocuklarıyla, ev problemi ve benzeri problemleri birini çözerler, arkadan diğeri başlar. Ve böylece onlari çözerlerken hayatları sona erer, problemleri kalır.
Bu gün İslam ümmeti içerisinde her türlü insanlar mevcut tur: Alimler, talebeler, işadamları, mühendisler hatta hırsızlar ve haydutlar. Ancak, Tavhid ehli ve Cihad ehli askeri az dır.
İnan Salih, bu gün Cihad zamanı dır. Küfr ümmeti çok dikkatli çalişmakta dir. İslam ümmeti ise keskin bir kılıca muhtaç tır.
Allah, bu zamanda da İslam ümmetine merhamet ederdi, Peygamber efendimizin (s.a.v.) ve ashabın ve onların yolunda devam edenlerin zamanından bahis etmiyorum.
Biz gördük, dünyanın en fakir olan millet Sovyet birliği nasıl yok ettiğini ve en az olan millet ise Rusya’nın kalbini kırdığnı. Ben bunlarla yaşamasaydım, belki ben de inanmazdım.
İnan Salih’im, ölümünü kendin seçebilirsin şahadetini isteyerek cihat yolunda. Ama Allah daha iyi bilir. Allaha tevekkül et ve ölümüne dimdik karşı koy hayat da о zaman sana gelir. Allaha olan ümidini yetirme ve ona tüm kalbiyle inan. Biz insanlar Allaha inanırız ve yine de zafer gelir mi acaba diye şüpheleniriz? İnsanlar her zaman şüpheli davranırlar. Körfez savaşından beri, kafir uçakları tankları çoğu insanların kalplerinde korku bırakmıştır.
Körfez savaşı, Afganistan’da Rusya’ya karşı kazanan savaşından sonra Müslümanların kalplerine inen inanç ve cesaretini yok etmeye yetti. Düşmanların silahlı kuvvetler Allaha inanan az bir insanlara karşı yenilgiye uğradıktan sonra, Orta Doğuya tüm yerlere yerleşip Muhammed ümmetini korkutmaya başlamışlardır. Saddam’a ve askerlerine bir şey olmuyordu. Ama Batı gittikçe vahşileşerek Müslümanları korkutarak onları tüm sahip olduklarına el koyarak devam ettiler ve biz buna karşı koymaya borç bildik. Ve hala bu savaş 18 yıl dır devam etmektedir.
Salih bir zamanda sen de ölümüle karşı karşıya kalırsın, о halde Allaha yönel ve onu yolunda cihat et. O, bu dünya’da ve öbür dünya’da da bir şereftir. Canım benim! Sen hala çok küçüksün. Ama biz sana ve senin yaştakilere bir yol gösterdik ki bunu bize bizim nineler gösteremezdi. Biz önce Allaha ve sonra size inanyoruz. Siz, bu ümmettin umudusunuz.
Maalesef, bu gün gençler televizyonun ve futbolun ve benzeri şeylerin ve arabaların kölesi olmuşlar. Boşu boşuna ölmekten kork ve Allah’tan sonunu hayırlı olmasi için dua et. Allah yolunda cesedini parçalanarak ölmek, mahşer’de seni Peygamber efendimizle (s.a.v.) beraber kılar.
Benim için en biiyuk hediyem, Elhamdulillah, senin bu cihat toprakta dünyaya gelmesi dir. Senin anne tarafı akrabalar birileri şehit edildi birileri benimle hala savaşmaktalar, birileri Ruslara esir düştüler. Onlar ilk Dağistan’da şeriatı ilan edenlerden dirler. Ben hatırlıyorum, о zamanlarda onların bulundukları köyler, Ruslar tarafından çembere altına alınmıştı ve biz onlara yardıma koştuk ve beraberce orada kafirleri dize getirdik.
Çeçenistan’da о zaman senin annen hala seni karnında taşıyordu. Ve uçaklar bizim toprağımızı her yerde bombalıyordu ve yakıyordu. Ve onun için, Allaha şükür et ki sen karnındayken cihatın seslerini duymaya başladın. Senin annen ise bir yerde öbür yere koşardı. Canım benim, lüks bir hayatı hiç düşünme çünkü seni her yerde küfür ümmeti takip edecektir ve sana rahat vermeyeceklerdir. Sen ise babanın yoluna devam et ve şerefli bir yolunu seç. Çoğu senin babanın arkadaşları da bunu seçtiler ve şehit oldular veya esir düştüler. Sen ise onlar’dan daha iyi değilsin. Hayatında ciddi bir karar al ye Allaha inanarak ve zafere inanarak devam et. Boş konuşmalara kulak verme, çok soru da sorma. İlim ara ve onu uygula ve Allahın kitabını oğren. Küçükken bunlari yap sonra Allahın yolunda cihat’a hazırlığını yap.
Oğlum benim! Bilmem, cihat’ta beraber olurmuyuz. Belki sen tek başına olursun, ben ise mezarda. Ama bu bir komutanın askere olan bir tavsiye dir, benim için bir rahmet ol, bana dua et ve Salih bir evlat ol ki, ölenler ancak salih evladın duasını alırlar. Peygamberimiz de böyle söylemiştir.
İsterim ki, Allah’ım koru onu! Bu ümmete faydalı ve bu dini korumaya güç ve cesaretini ver ona! Ve senin sonsuz rahmetinden rahmet eyle ona! Allah’ım düşmanlarından koru onu! Ve fakir babasına ve annesine şefaatçi kıl onu! Allah, inanmayanlara karşı senin şerefini ve gücünü yükseltsin!
Allahu Akbar
Senin baban, Hattab.... alıntı
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/5/2008 - Ağlayanı Olmayan Bir Din İçin Ağlıyorum Ana!

Ağlayanı Olmayan Bir Din İçin Ağlıyorum Ana! Ebu Muhammed el-Makdisi
Unutmak mı? Asla... Tutuklandığımdan beri döktüğün gözyaşlarını asla unutmayacağım...
Ve beni ziyaret ettiğin her defada zindanın parmaklıkları önünde daha da artan gözyaşlarını… Seni her görüşümde yüzümden eksik olmayan gülümsememe rağmen…
Anacığım bir an bile, bir an bile gözyaşlarının benim nazarımda önemsiz ve değersiz olduğunu aklından geçirme… Asla…
Sana olan sevgimi ve hürmetimi uzak yakın herkes bilir…
Ancak sana defalarca söylemiştim ya anacığım… Allah’ın dini bizim için her şeyden daha değerlidir… Ve Allah’ın tevhidi bize herkesten daha sevgili... Eğer üzüntünün ve göz yaşlarının artmasına sebep olduysam bil ki mazeretim budur anacığım... Sabret... Sana daha önce tekrar tekrar söylediğim gibi zindanda oluşumun sebebi yüce bir amaç uğrunadır... O da Allah’ın dini ve tevhididir.
Bu onur payesini alnında gururla taşı anacığım...
Zaman zaman uzun mesafeler katlederek beni ziyaret ediyorsun... Zindanın duvarları ardında görüşme vaktinin gelmesini beklerken başka annelerin konuşmalarını duyuyorsundur. Çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin suçları ile ilgili... Çoğunluğu hırsızlık, tecavüz, gasp, uyuştururcu, cinayet vb. suçlardır. Düşünsene dünya hayatı uğruna, faillerini yıllar yılı zindan duvarları ardına kilitleyen bu suçlar ne kadar onur kırıcı ve utanç verici... Akrabalar arasındaki bağların kopmasına sebep olan, dostlukları bozan, büyük fitnelere sebep olan suçlar… Üstelik fani dünya uğruna… Alçaltan ve utanç veren bir şehvet uğruna...
Ama biz anacığım... Daha önceleri de sana defalarca anlattığım gibi biz, insanların çoğunun Allah’ın dinine yardım etmekten yüz çevirdiği bir zamanda bizce çok değerli ve gurur veren bir suçla suçlanıyoruz… İnsanlar tağutun darbelerine boyun eğmiş, zillet içinde bir hayata razı olmuşlar… Kendilerini bu yolda sıkıntılardan kurtaracak bir sessizliği seçmişler… Allah’ın bize layık görmüş olduğu bu değerli armağandan dolayı gurur duymalı ve mağrur olmalısın... Ve O’ndan bu yolda sebat edip bu yolda hayatımızı sonlandırmasını istemelisin… Davamızın (suçumuzun) “La İlahe İllallah” demek olduğunu sana anlatmıştım... Artık bundan öteye söyleyecek sözümüz yok...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/5/2008 - AHH ÇEÇENYAM...

Kara bi haber ezer bahara catlamis topragin bereketini Damarlari kesilir gökyüzünün agir agir Cesmeler patlar buzdaglarina Yanginlara vurulur toprak damli evler Bulutlar kederden cöker yagmurlara Köklerinden koparir kendini dut agaclari Kayisilar dallarinda kurur Tomurcuklar filizine küser Yaylarda taylar aglar yikilan kil cadirlara Koyun sürüleri bagrisir acidan derisi yüzülürken vicdanin Bebekler intihar eder yarilmis karinlarinda analarinin Cocuklar kuyu diplerinde elleri, gözleri bagli körebe bir yigin Nehirler pinarina cekilir korkudan Ucurum boylarinda saclari birbirine bagli kizlar ciglik cigliga Ayaklarindaki halhallarin son sevda sesleri yankilanir kulaklarimda Daglar kücülür kayaliklara caresiz Zincire vurulu güvercinler haykirir kanatlarindan koparillirken özgürlük Ayri köylerden erkekler uzanmis toplu mezarlara delikdesik Dövmeleri yüzlerinden sökülmüs yasli kadinlarin agidi zamana Dedelerin gözlerini daglar kizgin demir uclarinda kin

Dizlerinin üstünde duaya dönüsür avuclarin Sisler kaplar her yanini soguk bir yel olur tikanir bogazina sessizlik Ardina bakma sakin Utanirim sanma Ölürüm sadece Cirilciplak sürülürüm köyler boyu Kesilmis parmaklarim siirden yana Kan revan icinde kalirim sustukca avaz avaz Inan kirpmam gözümü bir an bile sunarim ömrümü kaderine yalnizligin Tüm tövbeleri yeminlere bozarim özlemler ölüme yaklastiginda Bak... Yüregim kalmis bana Kalbime üsüsürken akbabalar Bak... Yigitlerin eskiya isyanlari namlu uclarinda paramparca Hala gülümsüyor umutlari, Hala daglara tutkun sevdalari Ac köpekler utaniyor kopariyorlar ilk önce kendi etlerinden tarihi Kara bir haber ezer simdi icimdeki topragi Endisedir adi baharin buralarda Tedirgin bir bekleyisti Oysa cok uzak bahar buralara...
AHH ÇEÇENYAM...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/5/2008 - Şehadet ve şehitlerimiz
| Şehadet ve şehitlerimiz |
| |
| |
Şehadet her şeyden önce şer’î bir kavramdır. Yani İslâm’a aittir. Dolayısıyla bir kimsenin “şehit” hükmünde olabilmesi için aranan şartlar vardır ve bu şartlar şer’î hükümlerle belirlenmiştir.
|
|
|
|
Daha önce Imad Muğniye’nin şehit edilmesi münasebetiyle yazdığımız yazıda da dile getirdiğimiz üzere bu hafta boyunca yayınlanacak yazılarımızda şehadet konusu üzerinde durmak ve tarihe adını yazdırmış bazı şehitlerimizden, özellikle de şehadet yıldönümleri bu aya denk gelen birkaç sembol isimden söz etmek istiyoruz. öncelikle şehadet kavramı üzerinde durmak istiyoruz. Şehadet her şeyden önce şer’î bir kavramdır. Yani İslâm’a aittir. Dolayısıyla bir kimsenin “şehit” hükmünde olabilmesi için aranan şartlar vardır ve bu şartlar şer’î hükümlerle belirlenmiştir. O hükümler de yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’den ve peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in yaptığı açıklamalardan çıkarılmıştır. Dolayısıyla, bir kimse damdan düşerek ölse bile görevi başında öldüğü için yahut üzerindeki elbiseye ya da sahip olduğu unvana binaen onu şehit sayan anlayış bu konudaki ahkâm-ı şer’iyeye muvafık değildir. Ayrıca önemli olan bir kimsenin Allah katında şehit olmasıdır. çünkü şehitlik, mezar taşına veya raporlara yazılması gereken unvan değil ölen kişinin âhiretteki durumunu belirleyecek unvandır. Bu da şehitliğin Allah katında makbul ve geçerli olmasına bağlıdır. Kimlerin bu unvana lâyık olacakları da Yüce Allah’ın kitabında belirlenmiş, Resûlullah (s.a.s.)’ın hadisleriyle yeterince izah edilmiş ve şer’î hükümlerle çerçevesi çizilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de şehitlere büyük müjdeler vardır. Bunlardan bazıları: "Eğer Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah'ın size lütfedeceği mağfiret ve rahmet onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır." (Ali İmran, 3/157-158) "Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah'ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler." (Ali İmran, 3/169-170) "Allah, Allah yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen mü'minlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır." (Tevbe, 9/111) Kur'an-ı Kerim'de bunların dışında da şehitlere müjdeler içeren âyetler mevcuttur. Ayrıca Resûlullah (s.a.s.)’ın şehitleri öven, onların Allah katında büyük nimetlere kavuşmalarından, dünyaya gelip yeniden şehit olma arzularından söz eden muhtelif hadisleri bulunmaktadır. İslâm tarihi şehitlerle doludur. çünkü bu tarih zulüm ve haksızlıklara karşı durma, iman davetinin önündeki engelleri kaldırıp o ışıktan tüm insanlığın yararlanmasını sağlama mücadelesinden ibarettir. Ayrıca Müslümanlar güçlü bir âhiret inancına sahiptirler. Dünya hayatının geçici âhiret hayatının ise kalıcı olduğu konusunda her türlü şüphe ve tereddütten uzak bir inançları vardır. Dünya hayatının asıl kalıcı hayatı kazanmanın aracı olduğunu bilir, kalıcı hayatı kazanmak için geçici hayatı feda etmekten çekinmezler. Bu sebeple her türlü tereddütten uzak iman sahipleri, özellikle Allah yolunda mücadelede ölüm korkusuna yenilmemişlerdir. Düşmanın silah ve teknik imkânlar yönünden çok daha güçlü olmasına rağmen yine de iman sahiplerinin kararlı mücadelesi karşısında başarısız kalması bu yüzdendir. İşgalci Siyonist devletin Lübnan’daki yenilgisi de bu sebepleydi. çağımızın tüm müstekbir güçleri ve onların işbirlikçileri tarafından desteklenmesine rağmen, bütün dünyanın yalnızlığa terk ettiği, kuşatmaya aldığı Filistin direnişi karşısında başarısız kalması da bu sebepledir. Şeyhulislâm İbnu Teymiyye’nin bu konuda, değişik vesilelerle tekrar ettiğimiz güzel bir sözü var: “Düşmanlarım bana ne yapabilirler? Ben cennetimi kalbimde, bahçemi göğsümde taşıyorum. Nereye götürülsem onlar benimle beraberdir. Hapsedilmem halvet, öldürülmem şehâdet ve memleketimden sürülmem ise seyahattir." Onun bu sözleri bugün slogan haline getirilmiştir. Ama kimse bu sözlerin ona ait olduğunu bilmez. Ne kadar ilginçtir ki günümüzde İbnu Teymiyye’yi tanımayanlar, iftiracıların dilinden çıkan asılsız iddialardan yola çıkarak ona haksızlık ederken slogan haline getirip tekrar ettikleri güzel sözlerin ona ait olduğunu bile bilmezler. Şehitlerin İslâmî mücadelede önemli yeri vardır. çünkü onlar kararlılıklarıyla ve fedakârlıklarıyla arkalarından gidenlere örnek oldular. Bunlardan bazıları da haklı olarak direniş ve şehadet tarihinde birer sembol olmuşlardır. Şehitlerin önderi Hz. Hamza (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.) gibi. O büyük insanları örnek alanlar onların yollarını sürdürdü ve bu davaya ışık tuttular. Allah hepsinden razı olsun.
|
| | Ahmet Varol
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
HaKKıMDa
ey düşman adım mirim.canım çıksa ALLAH derim..batan güneş tekrar doğar bilirim..yolum şehadet kitabım kuranı kerim..
KaTeGoRiLeR
ArKaDaŞLaRıM
mucahid23 usahan aydogan29 sevgipinari01 benimkendidunyam vuslatameftun islamameftunlar islamakurban hakkinfedaileri samanbeyli
|
Veda Hutbesi |
|
|
|